
Kavramsal Çerçeve

Karadeniz kıyısındaki en eski şehirlerden biri olan, yüzyıllardır değişmeyen adıyla Tanrıça Sinope’nin kenti “Sinop”, izole edildiği alan içinde tarih boyunca birçok kültürü barındırmıştır.
Osmanlılar döneminde Sinop, özel gemilerin üretildiği bir ticaret kentiydi. İmparatorluğun kabuk değiştirmesi sürecinde, kentin bu işlevi elinden alınmış, 1887’de tarihi tersanesi hapishaneye dönüştürülmüştür. Böylece Sinop, bir gemi üretim ve ticaret merkezi iken bir hapishane kenti haline gelmiş, yoksulluğa terkedilmiştir. Anadolu’nun en kuzey noktasında, tek bir yoldan giriş-çıkışı olan bir burunda bulunan Sinop’un coğrafi konumu da kentin izolasyonunda destekleyici rol oynamıştır. Siyasi otoritenin baskıları ile Sinop tam bir “hapishane kenti”ne dönüşmüştür.
Sinop Hapishanesi’nde toplum için “tehlikeli” bulunduklarından, çoğunlukla düşünce suçluları hapsedilmiştir. Ancak bu, hapishanenin farkında olmadan tersine bir işlev üstlenerek ciddi düşünsel üretimlerin ortaya çıkması için bir ortam oluşturmuştur. Ayrıca bu, Sinop şehri ve yaşayanları arasında bir sinerjinin ortaya çıkışını desteklemiş ve Cumhuriyet tarihi içinde altı çizilmeden muhalif bir kent olarak tanınmasını sağlamıştır.
Soğuk savaş döneminde Sinop, ABD’nin “büyük kulak”ı olmuş, Sovyetler Birliği’ni kontrol altında tutmak amaçlı kurulan Nato üssü olarak kullanılmıştır. Dünyanın bir yarısının dahil olduğu “blok”un “öteki blok” tarafından kontrol edildiği bir nokta olmuştur. Bu askeri üs, Michel Foucault’un yorumladığı “Panoptikon”da olduğu gibi, “tam amacına uygun bir şekilde en hakim tepeye kurularak içerideki ve dışarıdakinin eş zamanlı olarak görülmesi ve istihbarat verilerinin en iyi şekilde değerlendirilmesi için merkez olmuştur”. “Kendi kulağını ve gözünü kapatan devlet” kentin ekonomisini neredeyse tümüyle buradan gelen gelire bağımlı kılmıştır. Buradaki yalnız bırakılmışlık, toplumu düşünmenin ve bağımsız olarak üretmenin önemi konusunda bilinçlendirmiştir.
Yeni ortamlar ve birliktelikler için makul bir süreç
Merkezi siyasi yönetimin modernist politikalar çerçevesinde uyguladığı kültür ve sanat politikaları burada Sinoplu’nun düşünme yetisini çok defa tetiklemiş ve mutaassıp olamayan, hatta oldukça da çağdaş bir şehirli profinin oluşmasına yol açmıştır. Düşünce suçluları, onların hapishane çıkışlı üretimleri, ve yoğun ilgi gören merkez programlı sanat etkinliklerinin izlenme yoğunluğu, gelecek yıllarda daha bilinçli, sorgulayan ve talep eden eğitimli bir “yeni merkez”in alt yapısı için ortam hazırlamıştır.
Doğal ve kültürel zenginlikleri şehrin merkezinde bir hazine gibi ortada dururken, bunları değerlendirme gereği duymayan resmi otoritenin karşısında bir “karşı-davranış” olarak gelişen şey, kültür ve sanatın artık bilinçli tüketilmesi ve “değer” olarak saklanması için duyulan, geliştirilen “şey” olmuştur.
Bu bilinmezlik durumunu betimleyen sözcük, ilk bienalin kavramsal çerçevesini oluşturmuştur.
Tanımlanamayan durumun dönüşümü: “şey, -thing”
‘Ş̧ey’ varlığı bilinen ile bilinmeyen, her-şey ile hiçbir-şey arasındaki sonsuzluğu içermektedir.
Birinci Sinop Bienali’nde, sanatın gözünden ‘şey’ olmanın kaçınılmaz gerçeği, sorumluluklarımız ve görmezden geldiklerimiz, yeniden oluşum ve yıkım karşısındaki duruş, boşluklarımız ve saflığımız, “şey”lerin yoğun olarak yaşadığı Sinop Hapishanesi’ne yerleştirilen yapıtlarda tartışılmıştır. Kentin dört bir yanındaki yerler de bu tartışmaya tanıklık etmiştir.
Sinop, tarihsel süreçte sanatla ilgisini tekrar tartışmaya açmıştır. Bu eski yerleşke, kodlarını aramakta, kendini tekrar kodlamaktadır.
Amaç – Araç İlişkisi
Bir çok gencin sanat eğitimi almak için çaba göstermesi, estetik kaygılarla üretim eylemine geçme güdüleri, günlük yaşamın üzerinde geçtiği tarihi doku, burada artık yeni bir yapının inşasının başlamasına neden olmuştur.
Devletin seksenlerden sonra yürüttüğü kültür ve sanat politikaları özel sektöre endekslenmiş, sanat artık yalnızca özel sektörün pazarlama aracı olmuş ve ayrıştırılmış (segmente edilmiş) hedef kitlelere yönelik tüketim nesnesi haline getirilmiştir. Artık sosyal kaygılar gütmeyen, yalnız ekonomik hedeşeri olan kültür sanat politikaları, kültür ve sanatın merkezde toplanmasına neden olmuş, Sinop gibi izole kentler global sistemin tamamen dışına atılmışlardır. Bu politikalar, Türkiye’deki modernleşme sürecinin içselleştirilmeden yarıda kalmasına neden olmuştur.
Bu durumda şöyle bir soru gündeme gelmektedir: Sivil inisiyatif, yerel, ulusal ve uluslararası dinamikleri harekete geçirerek yeni bir yapı oluşturabilir mi? Merkez ile çevre arasında bitmiş olan ilişki karşısında alınacak yeni tavır ne olmalıdır?
İşte “Sinopale” buna yanıt vermek için oluşturulmuş bir yapıdır.
Sinop ve Bienal (Sinop + Biennale= Sinopale)
Sinopale temel olarak kendi kullanım alanında, kendi pratiğini geliştirecek bir yapı olarak tasarlanmıştır. Bu yapı, politikası olmayan bir alanda sivil inisiyatifleri harekete geçirerek bir politika oluşumu konusunda talep uyandırmak üzere kurgulanmıştır.
Temel düşüncesi tabanından gelişen Sinopale, yerel (ve bölgesel) düşünceyi uluslararası bir dile dönüştürerek, dünya kültürüne katkıda bulunmaktadır. Bu tür etkinlikleri uluslararası alanda değerli kılan da budur.
“İhtiyaçlar, Zorunluluklar, Yapılacaklar ve Sonuçlar.”
Sinopale diğer bienallerden farklı olarak kentte yaşayanların da üretim sürecine katılacakları bir sanat etkinliği olarak hayata geçirilmiştir. Sinopale sanatsal bir sivil toplum etkinliğidir.
Birinci Sinop Bienali’nde sanatçılar, halkın katılımıyla gerçekleştirdikleri atölye çalışmalarında, bir yandan yerel sorunların ulus lararası dilde ifade bulmasını sağlarken, diğer yandan değerlerine sahip çıkma bilinci yaratmayı ve uluslararası gündemde olup yerelin fark etmediği konulara dikkat çekmeyi amaçladılar.
Sanatçıların yapıtları, tercihleri doğrultusunda Sinop Hapishanesi, Etnografya Müzesi, Selçuklu Medresesi gibi mekanlara yerleştirildi. Şehir içindeki tüm alanların kullanıma açıldığı performans programında yine Sinop merkezli yapıtlar ön planda idi. Yerel halkın sanat üretimine katılması için gerekli araçlardan biri olan interaktif yapıtlar “içselleştirme” sürecini da hızlandıracak bir işleve sahip olmaları bakımından önemlidirler.
Sinopale 1, üç küratörü, altmış sanatçısı, organizasyon ekibi, ve yirmidokuzbin Sinoplu ile bir bütün olarak var oldu. Kendini bu bütünün bir parçası olarak görüp, bu oluşumun temelini atanlar, gelecek yıllarda oluşacak benzeri yeni yapılara örnek teşkil edeceklerdir.
Küratörler
Sanatçılar
Alparslan Baloğlu, Andre van Bergen, Antonio Riello, Aylin Kalem, Burcu Yağcioğlu & Ece Kalabak & Nazar Sigaher, Canan Beykal, Ekmel Ertan, Emre Koyuncuoğlu, Eric van Hove, Ferhat Özgür, Gue Schmidt, Handan Börtüçene, İpek Düben, Juliane Stiegele, Jürgen Hefele, Kerem Onur, Lerzan Özer, Marc Rees & Neil Davies, Mohaç Yücel, Monali Meher, monochrom, Murat Özelmas, Nezaket Ekici, Next Future, Nobuho Nagasawa, Orgacom (Nadia Tsulukidze & Sophia Tabatadze), Róza El-Hassan, Suna Suner, Tamas Oszwald, Walter Bergmoser, Yael Davis
Ekip
Proje: T. Melih Görgün
Danışman Kurul: Beral Madra, M. Mahir Namur, Vittorio Urbani, Zeki Yılmazer
Koordinasyon: Elif Kuli
Asistanlar: Hikmet Nakilcioğlu, Ufuk Kılıç
Basın İkişkileri: Işıl Yenersoy, Nilüfer Sülüner
Kurumsal Kimlik Tasarımı: Umut Südüak
Gönüllü Ekibi: Alparslan Karaaslan, Burçak Konukman, Doğa Baş, Emre Yalçın, Erdem Dilbaz, Güngör Erdem, Levent Yılmaz, Orkan Alparslan, Sıtkıcan Saraçoğlu, Zerrin Dirihan
Fotoğraf: Zeynep Oray
Teşekkürler: Ali Yılmaz, Alican Yılmazer, Anıl Başoğlu, Aslan Yılmazer, Aylin Alparslan, Ayşe Şakar, Aytaç Kuaför, Büke Onur, Cankız Onur, Ceren Onur Yücel, Cevat Akkaya, Erdal Yılmazer, Erol Derici, Esra Çıtak Güvenen, Fatoş Yılmazer, Gül Gürses, Gün Önen, Hale Oğuz, İrfan Onur, Mert Güvenen, Nesibe Hanım, Nihat Önder, Orçun Onur, Osman Onur, Ozdemir Korkmaz, Payende Görgün, Recai Yılmaz, Sema Onur Iraktan, Sibel Yılmaz, Ufuk Onur, Zeki Yılmazer
Mekanlar
1. Eski Otel 117
2. Sinop Tarihi Cezaevi
3. Eski Tekel Binası
4. Pervane Medresesi El Sanatları Çarşısı
5. Etnografya Müzesi
6. Şehir Merkezi
Basın Yansımaları
Görseller




























































Video

Destekleyenler
T.C. SİNOP VALİLİĞİ
SİNOP BELEDİYESİ
T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
HALKBANK
SİNOP İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ
AVUSTURYA EĞİTİM SANAT VE KÜLTÜR BAKANLIĞI
HOLLANDA KRALİYETİ İSTANBUL BAŞKONSOLOSLUĞU
GOETHE INSTITUT-ANKARA
ROMANIAN CULTURAL INSTITUTE DIMITRIE CANTEMIR
BRITISH COUNCIL
PRO HELVETIA
AVUSTURYA KÜLTÜR OFİSİ
POLONYA ADAM MICKIEWICZ ENSTİTÜSÜ
DE.MO./MOVIN’UP 2012
SİNOP DR. RIZA NUR İL HALK KÜTÜPHANESİ
PERFETTI VAN MELLE
SİNOP GENÇ İŞADAMLARI DERNEĞİ
ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ DIŞ İLİŞKİLER
BURG GIEBICHENSTEIN KUNSTHOCHSCHULE HALLE
BM CONTEMPORARY ART
NUOVA ICONA
SİNOP TİCARET VE SANAYİ ODASI
ARS ELECTRONICA
KUNSTFACTOR
SATELLIETGROEP
AZMİ HAMZAOĞLU
OTEL 117
ANTİK OTEL
OTEL DİYOJEN
HABER ATÖLYESİ
YILMAZER MOBİLYA
STS ESTETİK LAZER SİSTEMLERİ
CHAMELEON TASARIM VE PROJE YÖNETİMİ
.jpg)






















